Gönderen Konu: Gelir İdaresi Başkanlığının en son müktezası  (Okunma sayısı 4138 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Halil ALTAN

  • Site Yöneticisi
  • İleti: 725
  • Cinsiyet: Bay
  • Muhasebe Yetkilisi
    • İlim Paylaştıkça Güzeldir.
  
Başlık   Eğitim ve danışmanlık faaliyeti yapan şirketin üniversite hocaları ve mükellef olmayan kişilerden, eğitmen veya danışman olarak hizmet alması halinde bu kişilere yapılacak ödemelerin vergilendirilmesi ve belge düzeni hk.
Tarih   17/08/2012
Sayı   B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-2656
Kapsam   
 
T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-2656

17/08/2012

Konu

:

Eğitim ve danışmanlık faaliyeti yapan şirketin üniversite hocaları ve mükellef olmayan kişilerden, eğitmen veya danışman olarak hizmet alması halinde bu kişilere yapılacak ödemelerin vergilendirilmesi

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile dış ticaret uzmanlık sertifika programı, uluslararası pazarlama ve yeni müşteri bulma stratejileri vb. eğitimler ve danışmanlık faaliyetleri için, üniversite hocaları veya mükellefiyet kaydı bulunmayan kişilerden, eğitmen veya danışman olarak hizmet alacağınızı, alınan hizmet karşılığı bu kişilere yapılacak ödemelerin muhasebeleştirilmesi için gider pusulası düzenlemenin uygun olup olmadığı, gider pusulasının düzenleneceği zaman ile uygulanacak stopaj oranının ne olduğu, düzenlenecek gider pusulasının katma değer vergisine tabi olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünü talep etmektesiniz.

            I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

            Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." denilmiştir.

            Aynı Kanunun 65 inci maddesinde "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

            Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır." hükmüne yer verilmiştir.

            Aynı Kanunun 66 ncı maddesinde ise, "Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez..." hükmü yer almaktadır.

            Serbest meslek faaliyetinde ana unsur, faaliyetin sermayeden ziyade şahsi çalışmaya, bilimsel veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanmasıdır. Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olabilmesi için geliri doğuran emeğin ilmi ya da mesleki bilgi veya ihtisasa dayalı olması gerekmektedir.

            Diğer taraftan, gerek ücret gerekse serbest meslek kazancı emeğe dayanan gelir unsurlarıdır. Serbest meslek kazançlarında emek, bir işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.

            Serbest meslek erbapları, faaliyetlerini yaparken müşterilerine veya iş yaptığı kimselere bağlı olmaz, iş sahiplerinden emir ve talimat almazlar. Ücret uygulamasında ise, belli bir işyerine bağlı ve bir işverene tabi olarak, işverenin emir ve talimatları doğrultusunda çalışma söz konusudur.

            Bu hükümlere göre, şirketiniz ile söz konusu eğitmen ya da danışmanlar arasında sözleşme kapsamında yapılan ve bu kapsamda ödenen danışmanlık ücretlerinin ücret olarak değerlendirilip bu ücretlerin Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesine göre vergilendirilmesi gerekmektedir.

            Başka bir ifadeyle, eğitmen ya da danışmanların şirketinizin emir ve talimatı altında çalışması halinde yapılan ödemelerin ücret olarak vergilendirilmesi, ancak, eğitmen ya da danışmanlar ile şirketiniz arasında herhangi bir hizmet sözleşmesi bulunmaması ve bir organizasyon kurmayıp kendi sorumluluğu altında söz konusu faaliyetlerin ilmi, mesleki bilgi ve ihtisasına dayanarak birden fazla gerçekleştirilmesi halinde, serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek vergilendirileceği tabiidir.

            II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

            3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun,

            - 1 inci maddesinde; Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu, ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği,

            - 4 üncü maddesinde; Hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,

            hükme bağlanmıştır.

            Buna göre, şirketiniz ile eğitici danışmanlar arasında yapılan sözleşme kapsamında ödenen eğitmenlik ya da danışmanlık hizmet bedellerinin ücret niteliğinde olanları KDV nin konusuna girmeyecektir.

            Ancak, bu hizmetlerin, eğitmen ya da danışmanlar tarafından kendi sorumlulukları altında ilmi, mesleki bilgi ve ihtisaslarına dayanarak mutad meslek olarak gerçekleştirilmesi halinde, söz konusu hizmetler serbest meslek faaliyeti kapsamında değerlendirilecektir. Bu takdirde, eğitmen ya da danışmanların şirketinize verdiği danışmanlık hizmetleri, KDV Kanununun 1 inci maddesi gereğince KDV ye tabi olacaktır.

            III- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 236 ncı maddesinde "Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteride bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir." hükmüne yer verilmiştir.

            Mezkûr Kanunun 238 inci maddesinde "İşverenler her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya mecburdurlar. Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için bordro tutulmaz... " hükmüne yer verilmiştir.

            Bu itibarla, şirket ile eğitmen veya danışmalık faaliyeti veren kişi arasında işçi işveren ilişkisinin bulunması halinde, bunlara yapılan ödemelerin ücret sayılması gerektiğinden 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 238 inci maddesine göre şirketiniz tarafından ücret bordrosu düzenlenmesi gerekecektir. Öte yandan Eğitmenlerin veya danışmalık faaliyeti veren kişilerin kendi nam ve hesabına çalışmaları halinde ise, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan bir ödeme söz konusu olacağından bu kişiler tarafından serbest meslek makbuzu düzenlenmesi gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.    

 
« Son Düzenleme: 23 Ocak 2013, 16:09:33 Gönderen: Halil ALTAN »
Selam ve dua ile;
Halil ALTAN
Sağlık Bakanlığı
Proje Yönetim Destek Birimi
Bütçe, Planlama Eğitim Danışmanı

Çevrimdışı Mehmet TURŞUCU

  • İleti: 171
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Gelir İdaresi Başkanlığının en son müktezası
« Yanıtla #1 : 24 Ocak 2013, 09:37:35 »
Gelir idaresi görüşünü sorulan soruya göre yaptığı için kendi içerisinde mantıklı olabilir fakat bana sorunun soruluş şeklinde bir yanlışlık var gibi geliyor.
"üniversite hocaları veya mükellefiyet kaydı bulunmayan kişilerden, eğitmen veya danışman olarak hizmet alacağınızı, alınan hizmet karşılığı bu kişilere yapılacak ödemelerin muhasebeleştirilmesi için gider pusulası düzenlemenin uygun olup olmadığı, gider pusulasının düzenleneceği zaman..."
soruda yer alan bu ifadeye baktığımızda, üniversite öğretim elemanları bu tür danışmanlık faaliyetlerini 2547 sayılı kanunun 58. maddesi çerçevesinde döner sermaye faaliyeti olarak gerçekleştirirler ve danışmanlık hizmeti verilen firmalara fatura döner sermaye işletme müdürlüğünce düzenlenerek verilir. burada ilgili öğretim elemanının vergi mükellefiyetinin olmamasının gider pusulası düzenlenmesini gerektirdiğini düşünmüyorum. çünkü işletme müdürlüğü fatura kesebilmektedir. 
Süleyman Demirel Üniversitesi
Strateji Geliştirme Dai.Bşk. - MHU

Çevrimdışı Halil ALTAN

  • Site Yöneticisi
  • İleti: 725
  • Cinsiyet: Bay
  • Muhasebe Yetkilisi
    • İlim Paylaştıkça Güzeldir.
Ynt: Gelir İdaresi Başkanlığının en son müktezası
« Yanıtla #2 : 25 Ocak 2013, 09:38:50 »
Mehmet Bey,

Bu görüş, bazı kamu kurumlarına danışmanlık hizmeti veren ve bu kurumlarla kişisel olarak istisna akdi sözleşmesi imzalayan ancak devlet memuru oldukları için gerçek usulde SMK ve KDV mükellef kayıtları bulunmayan öğretim elemanları ile Serbest meslek kazancı ve katma değer vergisi yönünden gerçek usulde mükellef tesis ettirmeyen diğer kişiler hakkındaki GİB görüşünü yansıtması bakımından önemlidir.
Kamu kurumları bu tür kişilerle sözleşme yaptıklarında SÖZLEŞMENİN ÇERCEVESİNE GÖRE karşı taraftan varsa özel durumlarına göre bir mükteza istemeleri yada kurum olarak resmi yolla GİB müktezası almaları kendi yararlarına olur diyorum.
Zira bu kişiler adına serbest meslek makbuzu yerine harcama pusulası düzenlendiği,GERÇEK USULDE kdv MÜKELLEFİYETİ tesis edilmesi gerekirken edilmediği, Katma Değer Vergisi ödenip tevkifat da yapılmadığı için Sayıştay yada Gelir idaresi incelemesi sırasında vergi ziyaı sebebi ile idare adına kamu zararına hükmedilebilir.
« Son Düzenleme: 25 Ocak 2013, 09:50:41 Gönderen: Halil ALTAN »
Selam ve dua ile;
Halil ALTAN
Sağlık Bakanlığı
Proje Yönetim Destek Birimi
Bütçe, Planlama Eğitim Danışmanı

Çevrimiçi Akif ENGİNAR

  • İleti: 85
Ynt: Gelir İdaresi Başkanlığının en son müktezası
« Yanıtla #3 : 27 Ocak 2013, 17:59:59 »
Başlık Gider Pusulası Düzenlemede Üst Sınırın Olmadığı hk.
Tarih 02/01/2012
Sayı B.07.1.GİB.4.41.15.02-VUK-2011/5-2
Kapsam 
  T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 
 
 
 
 
Sayı:B.07.1.GİB.4.41.15.02-VUK-2011/5-2                                                02/01/2012
 
Konu:Gider Pusulası Düzenleme.
 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda; şirketinizin savunma sanayi alanında faaliyette bulunduğunu, genel olarak askeri ürünler imal ettiğinizi, işleri ihale ile aldığınızı ve verilen sürede teslim etmek için dışarıdan işgücü temin ettiğinizi, elemanlarınızın vasıflı olması gerektiğini, bu nedenle başka yerlerde sigortalı çalışan veya emekli olan kişilerle çalıştığınızı, elektrik teknisyeni olarak çalışan ........'un halen SGK'lı çalıştığından ödediğiniz tutarlar üzerinden gider pusulası düzenlediğinizi, KDV yönünden bir işlem yapmadığınızı belirterek belge düzeninin doğru olup olmadığının ve gider pusulası düzenlenmesinde bir üst sınır olup olmadığı yönünde bilgi talep etmiş bulunmaktasınız.

             193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Vergiden Muaf Esnaf" başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında, ticaret ve sanat erbabından maddede yazılı şekil ve suretle çalışanların gelir vergisinden muaf olduğu, söz konusu fıkranın 2 numaralı bendinde, bir iş yeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hamallar gibi küçük sanat erbabının muafiyetten faydalanacağı, anılan maddenin ikinci fıkrasında; ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar ile maddede sayılan işleri gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanların esnaf muaflığından faydalanamayacağı, aynı maddenin son fıkrasında ise bu muaflığın, 94 üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulünün olmadığı belirtilmiştir.

             Diğer taraftan, aynı Kanunun 61 inci maddesinde;

             "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

             Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez."

             hükmü yer almaktadır.

             Öte yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş, 13 numaralı bendinde;

             "13.Esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden (2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca)

            ...

             d) Diğer hizmet alımları (a, b ve c alt bentleri hariç olmak üzere mal ve hizmet bedelinin ayrılamaması hali de bu kapsamdadır) için % 10, "

             oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması hükme bağlanmıştır.

             Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 234 üncü maddesinde; birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulasının vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmünde olduğu, bu belgenin, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edileceği hükme bağlanmış olup, gider pusulalarında yer alacak bedele ilişkin bir sınırlama bulunmamaktadır.

             Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz tarafından yaptırılan işlerin, bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak işçi - işveren ilişkisi doğuracak şekilde yaptırılması durumunda, yapılan ödemelerin ücret kabul edilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu işin esnaf muaflığı kapsamında bulunan kişilere yaptırılması halinde ise, bu kapsamda yapılan ödemeler üzerinden aynı Kanunun 94/13-d maddesi uyarınca %10 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

             Ancak söz konusu işin, esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi mükellefi olmayan kişilere yaptırılması halinde yapacağınız ödeme için gider pusulası düzenlenmesi gerekmekte olup, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde, esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi mükellefiyeti bulunmayan şahıslardan yapılan hizmet alımları için tevkifat yapılacağına dair hüküm bulunmadığından, gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

             Öte yandan, esnaf muaflığı belgesi alınması zorunluluğu 4444 sayılı Kanunun 14/A-1 inci maddesi ile kaldırıldığından vergiden muaf esnafa ilişkin şartları taşıyanlardan anılan belge aranılmaması gerekir.

             3065 sayılı KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin vergiye tabi olacağı hükme bağlanmış 17/4-a maddesi ile Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf ile basit usulde vergilendirilen mükellefler tarafından yapılan teslim ve hizmetler, 17/4-b maddesinde ile de Gelir Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler ile aynı Kanunun 66 ncı maddesine göre vergiden muaf olan serbest meslek erbabı tarafından yapılan teslim ve hizmetler vergiden istisna edilmiştir.

             Buna göre, şirketinize hizmet ifa eden elemanların yapmış olduğu faaliyetler sonucunda elde ettiği gelirlerin, Gelir Vergisi Kanununa göre "ücret" olarak değerlendirilmesi halinde bu kişiler tarafından ifa edilen hizmetler KDV nin konusuna girmemektedir.

             Ancak, hizmet ifasında bulunan kişiler tarafından yapılan faaliyetlerin "serbest meslek faaliyeti" veya "ticari faaliyet" olarak değerlendirilmesi halinde bu faaliyetler genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi olmakla birlikte söz konusu faaliyetleri ifa edenlerin Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf veya serbest meslek erbabı olması durumunda bu faaliyetler kapsamında ifa edilen hizmetler KDV den istisna tutulacaktır.

             Dolayısıyla, şirketinize hizmet ifasından bulunan gerçek kişilerin yapmış oldukları faaliyetlerin "serbest meslek faaliyeti" veya "ticari faaliyet" olarak değerlendirilmesi ve bunları yapanların vergiden muaf esnaf veya serbest meslek erbabı olmaması halinde bu kişilerin KDV mükellefiyeti tesis ettirerek, şirketinize fatura veya serbest meslek makbuzu düzenleyerek elde ettikleri gelirler üzerinden %18 oranında KDV hesaplamaları gerekmektedir.

             Ayrıca söz konusu faaliyetlerin, KDV Kanununun 9 uncu maddesi ile Bakanlığımıza verilen yetkiye istinaden yayımlanan 96 ve 97 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri ile getirilen ve uygulama esasları bu Tebliğler ile 60 No.lu KDV Sirkülerinin (2) numaralı bölümünde açıklanan "işgücü temin hizmetleri" kapsamında yer alması halinde, işlem bedelleri üzerinden hesaplanan KDV nin yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde %90 oranında tevkifata tabi tutulacağı tabiidir.

             Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 


 

Çevrimdışı Halil ALTAN

  • Site Yöneticisi
  • İleti: 725
  • Cinsiyet: Bay
  • Muhasebe Yetkilisi
    • İlim Paylaştıkça Güzeldir.
Ynt: Gelir İdaresi Başkanlığının en son müktezası
« Yanıtla #4 : 28 Ocak 2013, 10:33:56 »
Bu mükteza da aynı şekilde çıkmış.
Demek ki arizi kazanç sınırını geçen her kazanç ister ticari olsun isterse serbest meslek olsun her koşulda mükellefiyet tesisini gerektiriyor.
İdareler bir kazancın arizi mi yoksa sürekli mi olduğuna resen karar veremez bu çok açık.
Aksi taktirde olayın vergisel boyutu birbirinden çok farklı olduğundan sıkıntı çıkabilir.
Bunun için idareler mutlaka olaya ve kişiye münhasıran mükteza almalıdırlar.
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2013, 10:43:17 Gönderen: Halil ALTAN »
Selam ve dua ile;
Halil ALTAN
Sağlık Bakanlığı
Proje Yönetim Destek Birimi
Bütçe, Planlama Eğitim Danışmanı

Tags: